Ertelemenin Yanılsaması
Bir işten ayrılmayı düşünüyorsunuz ama karar vermiyorsunuz. Bir ilişkinin iyi gitmediğini biliyorsunuz ama konuşmuyorsunuz. Bir şehirden taşınmak istiyorsunuz ama ertelemeyi sürdürüyorsunuz. Ve kendinize şunu söylüyorsunuz: "Daha karar vermedim."
Ama bu yanıltıcı. Karar vermiyor gibi hissetseniz de her geçen gün bir karar veriyorsunuz: aynı işte kalma kararı, aynı ilişkide kalma kararı, aynı şehirde oturma kararı. Eylemsizlik de bir eylem. Kararsızlık da bir karar. Sadece daha sessiz bir biçimde olduğu için bu şekilde görünmüyor.
Neden Ertelemeyi Seçiyoruz?
Çünkü karar vermek bir kaybı kabul etmek demek. Her seçim yapıldığı anda başka seçenekler ölüyor. İşinizden ayrılırsanız güvenliği kaybediyorsunuz. İlişkiyi bitirirseniz ortak geçmişi kaybediyorsunuz. Taşınırsanız tanıdık olanı kaybediyorsunuz. Karar vermemek, bu kayıpları henüz yaşamak zorunda olmamak gibi görünüyor.
Ama gerçekte çok daha yavaş bir kayıp yaşanıyor: mevcut durumun kendisi. Çünkü siz karar vermezken her geçen gün bugünü başka bir şekilde yaşamayı kaybediyorsunuz. Ertelenmiş kararlar kişinin enerjisinden, dikkatinden, potansiyelinden sessizce bir pay alıyor.
"Karar veremeyen, her gün karar verir: aynı olmayı seçer."
İki Tür Kararsızlık
Her kararsızlık aynı değil. Bir bilgi kararsızlığı var: yeterince bilgi toplamadınız, hâlâ araştırmanız gereken şeyler var. Bu tip kararsızlık değerli ve verimli. Büyük kararları aceleye getirmemek aklın bir göstergesi.
Bir de duygu kararsızlığı var: bilgi yeterli, durum açık, ama karar vermek duygusal olarak ağır. Bu tip kararsızlık büyüyor ve büyüdükçe çözülmesi daha da zorlaşıyor. Kendinize dürüstçe sormanız gereken soru şu: "Daha fazla bilgi mi bekliyorum, yoksa başka bir şey mi?"
Küçük Adımlar
Büyük kararları tek adımda vermek gerekmiyor. Aksine, büyük kararlar genellikle küçük adımların birikimiyle gerçekleşiyor. Bir iş araştırmaya başlamak, bir konuşma yapmak, bir e-posta atmak — bunlar karar değil, ama karara alan açıyor. Ve çoğu zaman doğru karar bir sonraki küçük adımı aldıktan sonra kendiliğinden netleşiyor.
Karar vermeme hakkınız elbette var. Ama bunun bir maliyeti olduğunu görmek işin en önemli kısmı. Çünkü hayat bizim karar vermemizi beklemiyor. Kendi yolunda ilerliyor. Soru sadece şu: bu yolun bizim tarafımızdan mı, bize rağmen mi şekilleneceği.