Bir Profesör, Bir Bahis
1927'de Avustralya'nın Queensland Üniversitesi'nde fizik profesörü Thomas Parnell, öğrencilerine şunu açıklamak istedi: bazı maddeler katı görünüyor olabilir ama aslında çok yavaş akan sıvılardır. Örnek olarak pitch (Türkçede zift veya katran olarak bilinir) seçti. Bu madde oda sıcaklığında öyle sertti ki çekiçle kırılabilirdi. Ama aynı zamanda akıyordu — sadece çok, çok, çok yavaş.
Parnell zifti ısıtıp eritti, bir cam huniye döktü. Sonra hunin aşağıdaki çıkışını kapalı tuttu. Üç yıl bekledi — ziftin çıkışı kapatan tıkacın altına yerleşmesi için. Sonra 1930'da tıkacı kesti. Ve beklemeye başladı. Aşağıda bir bardak vardı. Damlanın oraya düşmesini bekliyordu.
İlk Damla: 8 Yıl Sonra
İlk damla 1938'de düştü. Yani Parnell tıkacı keserken hesaba kattığı pek de tahmin edilemeyen bir hız: yaklaşık 7-8 yılda bir damla. Parnell kendi deneyinin ilk damlasını gördü. Bu onun için bir bilimsel zaferdi.
Ama Parnell ikinci damlayı göremedi. 1947'de hayatını kaybetti. Deney ise devam etti. İkinci damla 1947'de — Parnell'in ölümünden çok sonra — düştü. Sonraki damlalar 1954, 1962, 1970, 1979, 1988, 2000 ve 2014'te. 95 yılda toplam dokuz damla. Ortalama her damla için yaklaşık 10 yıl.
"Bu deney bize bir şeyi öğretiyor: bilim sabır demek. Ve sabır, bilimden çok daha büyük bir kavram."
Görmek İçin Beklemek
Trajikomik bir detay var: bu deneyin 9 damlasının düşmesini hiç kimse canlı olarak görmedi. Damlalar her zaman gözetimsiz anlarda — gece, hafta sonu, profesörün dışarıda olduğu sıralarda — düştü. Profesörler değişti, üniversite teknolojisi gelişti. Sonunda bir kamera kuruldu. 2000'deki damla için kamera her şeyi kayıt altına alıyor olmalıydı. Düştüğünde kamera kapalıydı. Görüntü yok.
2014'te yine kamera kuruldu. Bu kez 24/7 canlı yayında. Ve damla düştüğünde — tam o saniyelerde — Brisbane'de güçlü bir fırtına yüzünden internet kesildi. Damla yine kaydedilemedi. Bu noktada artık deneyin kendisi sürpriz bir karaktere büründü: sanki düşmek istemiyordu görüntülenmek.
Hız ne Kadar?
Bu zamana kadar yapılan en hassas hesaplamalara göre pitch suyun yaklaşık 230 milyar katı daha viskoz. Yani aynı miktardaki suyun bir lavabodan akıp gitme süresi 1 saniye ise, pitch için bu süre yaklaşık 7.000 yıl. Hâlâ akıyor — sadece insan algısı için sabit görünüyor.
Bu özellik pitch'i fizikçiler için ilginç kılıyor. Çünkü "katı" ve "sıvı" kavramları arasındaki sınır görünenden daha bulanık. Cam da benzer şekilde aslında çok yavaş akan bir sıvıdır — eski katedrallerin pencereleri alt kısımlarında daha kalındır, çünkü camlar yüzyıllar içinde aşağı doğru "akmıştır." (Bu yaygın bir efsanedir aslında ama camın amorf bir madde olduğu doğru.) Pitch ise gerçekten gözle görülür biçimde akıyor — sadece insan ömrünü aşan bir tempoyla.
Aslında dünyada bir başka pitch drop deneyi daha var. 1944'te İrlanda'daki Trinity College'da kuruldu. Ama bunun ilk kayıtları 1979'a kadar tutulmadı. 2013'te bu deneyin damla düştüğü an ilk kez bir kamera tarafından kaydedildi — bu, dünya çapında haber oldu. Yani aslında bir damla görüntülendi, ama Avustralya deneyi değil. Queensland deneyi hâlâ kaydedilmiş bir damlasız bekliyor.
Neden Önemli?
Pitch drop deneyi belki bilimsel olarak çığır açıcı bir buluşa götürmedi. Pitch'in yavaş aktığını biliyorduk — sadece tam ne kadar yavaş olduğunu somut olarak göstermek istedi. Ama deneyin gerçek değeri başka bir yerde. Bu, bilimde uzun zaman ölçeğinde düşünebilmenin bir sembolü oldu. Bir profesörün kendi ömründen daha uzun sürecek bir deneye başlaması — sonucu kendisi göremeyeceğini bilerek — derin bir alçakgönüllülük göstergesi.
Deney 2005'te Ig Nobel Ödülü kazandı. Bu, "ilk önce güldüren, sonra düşündüren" buluşlara verilen yarı-mizahi bir ödül. Pitch drop tam olarak bu kategoriye uyuyor. Komik ama derin. Çünkü bilim her zaman büyük dramatik buluşlardan oluşmuyor. Bazen yavaşça bir damlanın düşmesini izlemekten oluşuyor.
Kaynaklar