Tarih kitaplarında bazı insanlar "yanlış tarafta" olarak anılıyor. Köleliği savunanlar. Oy hakkını yalnızca erkeklere layık görenler. Dünyanın düz olduğuna inananlar. Onları okuduğumuzda "nasıl böyle düşünebildiler?" diye soruyoruz.

Ama o insanlar da kendi zamanlarında çoğunlukla iyi niyetliydi. Çevrelerine baktılar, gördükleri kabul gören şeydi. Kimse sabah uyanıp "bugün tarihin yanlış tarafında olmaya karar verdim" demiyor.

Hangi Konularda Yanılıyor Olabiliriz?

Bu soruyu sormak rahatsız edici. Ama tarih bize şunu öğretiyor: her nesil, sonraki neslin utanacağı en az bir şeye sessizce onay vermiştir.

Hayvan hakları, çevre yıkımı, veri mahremiyeti, ekonomik eşitsizlik. Bunların hangisi 100 yıl sonra "nasıl böyle davranabildiniz?" sorusuna konu olacak? Muhtemelen hepsi. Muhtemelen daha fazlası.

"Tarihin doğru tarafında olmak, çoğunluğun yanında olmak değildir. Çoğu zaman tam tersidir."

Bu Bizi Nereye Götürür?

Tarihe bakmak yalnızca geçmişi anlamak için değil, şimdiyi sorgulamak için de gerekli. Yanılıyor olabileceğimiz fikri rahatsız edici ama bu rahatsızlık değerli. Sorgulamayan nesiller tarihin yanlış sayfalarında kalmaya devam ediyor.

Soru şu değil: "Ben iyi bir insan mıyım?" Soru şu: "Neye bakmamayı seçiyorum?"