Zorla Seçilmiş Bir Hayat
Andre Agassi, İranlı göçmen bir babanın oğlu olarak Las Vegas'ta doğdu. Babası Mike Agassi eski bir boksördü ve dört çocuğundan birini şampiyon yapmaya karar vermişti. İlk üçünde sonuç beklediği gibi çıkmadı. Andre'de bütün ümidi topladı. Bebekken beşiğinin üstüne raketler astı, yürümeye başlamadan ona topla oynatmaya başladı.
Open'in açılış sayfalarında Agassi babasının garajda kurduğu tenis topu makinesini anlatıyor. Makine saatte 180 km hızında, dakikada 2500 top atıyordu. Andre'ye her gün sabah yüzlerce topu karşılaması bekleniyordu. "Ejder" diye isim koymuştu makineye. Onunla savaşarak büyüdü. Tenise duyduğu nefretin ilk tohumları burada atıldı.
Niye Bu Kitap Sıradan Değil?
Spor otobiyografileri genellikle standart bir yapıyı izler: zor başlangıç, yoğun çalışma, büyük başarı, ilham verici kapanış. Open hiçbirini izlemiyor. Agassi kendini süslemeden yazıyor. Depresyon dönemleri, uyuşturucu kullanımı, başarısızlık korkusu, Brooke Shields ile evliliğinin çöküşü, yanlış kararlar — hepsi orada. Kahramanlık yok. Gerçek var.
Kitabın başında Agassi 2006 US Open finaline hazırlanıyor — kariyerinin son turnuvası. Ağrısı var, sırtı ağır, vücudu ona "yeter" diyor. Ama yine de sahada. Neden? Çünkü tenis onun bildiği tek dünya. Ve bu sorunun cevabını kitap boyunca aramak zorunda. Nefret ettiği şeyi neden bu kadar iyi yaptı?
"Tenis dünyanın en yalnız sporudur. Tek başınızasınız. Ne bir takımınız var, ne bir orta saha oyuncunuz. Sadece siz ve rakibiniz. Ve kendinizle olan anlaşmazlığınız."
Yazar Kim?
Open'in önemli bir sırrı: kitabı Agassi yazmadı. Yani tek başına yazmadı. Pulitzer ödüllü gazeteci J.R. Moehringer ile yıllarca birlikte çalıştı. Moehringer Agassi'nin hayatını anlamak için yanında dolaştı, aileyi tanıdı, yüzlerce saat kayıt yaptı. Sonra her şeyi edebi bir anlatıma dönüştürdü.
Bu işbirliği tartışıldı — otobiyografi bir başkasının kalemiyle olabilir mi? Ama sonuç tartışılmaz. Kitap hem Agassi'nin sesini koruyor hem de edebi açıdan gerçekten güçlü. Pek çok eleştirmen Open'i 21. yüzyılın en iyi spor otobiyografisi olarak nitelendirdi.
Ne Öğretiyor?
Kitap sadece tenis hakkında değil. İnsanların neden bazen sevmedikleri hayatı yaşamaya devam ettikleriyle ilgili. Agassi'nin cevabı basit ve sarsıcı: çünkü başka bir şey bilmiyoruz. Babamızın, annemizin, toplumun bize dayattığı yol bir süre sonra "ben" oluyor. Ondan ayrılmak yeni bir kendilik icat etmeyi gerektiriyor.
Agassi bunu en sonunda başarıyor. Kariyerinin ortasında okuma yazmayı geç keşfettiği ve bunu utanç verici bulduğu için eğitim vakfı kuruyor. Las Vegas'ta yoksul çocuklar için ücretsiz okul açıyor. Şöyle yazıyor: "Belki de benim hikayem: nefret ettiğim bir şeyi yapan biri olarak başladım, sevdiğim bir şeyi yapan biri olarak bitirdim. İkisi arasındaki yol çok uzundu."
Open yayımlandığında spor dünyasında sarsıcı bir etki yarattı. Agassi kariyerinin zirvesindeyken kristal metamfetamin kullandığını, ATP'ye bu konuda yalan söylediğini ve peruğunun yanlış yere düşmesi korkusuyla 1990 French Open finalini kaybettiğini itiraf etti. Bu itiraflar Agassi'ye anlık tepkiler çekti ama uzun vadede kitaba güvenilirlik kazandırdı.
Kimler Okusun?
Tenis bilmenize gerek yok. Bu kitap tenis hakkında değil, insan hakkında. Yaklaşık 400 sayfa. Akıcı, sürükleyici, bazı yerlerde duygusal. Özellikle babalarıyla karmaşık ilişkiler yaşayan herkes, başkalarının hayalini taşımış herkes, başarıyla ve başarısızlıkla ilişkisini sorgulayan herkes için güçlü bir okuma. Ve sonunda şunu bırakıyor: sevmediğimiz şeyleri çok iyi yapabiliriz — ama bu bizi mutlu etmiyor. Ve belki de bu bilgi yeterince değerli.
Kaynaklar