Resmi Hikaye

Onlarca yıl boyunca anlatılan hikaye şuydu: Van Gogh ve Gauguin Arles'de Sarı Ev'de birlikte yaşıyordu. İki ay süren bu birliktelik gerilim doluydu — ikisi de güçlü kişiliklere sahipti ve sanat anlayışları temelden farklıydı. Tartışmalar arttı. 23 Aralık akşamı sular yükseldi. Gauguin evi terk etti. Van Gogh ise çıldırma anında kendi sol kulağının bir kısmını jiletle kesti, mendile sardı ve yakındaki bir genelevde tanıdığı bir kadına teslim etti. Sonra eve döndü ve baygın halde polis tarafından bulundu.

Ertesi gün Gauguin Paris'e döndü. Van Gogh hastaneye yatırıldı. Bu olay sanat tarihinde Van Gogh'un akıl sağlığının çöküşünün simgesi olarak yer aldı. Ve onun bunu kendisinin yaptığı, 120 yıl boyunca tartışmasız kabul edildi.

2009: Yeni Bir Teori

2009'da Hamburg'lu iki akademisyen — Hans Kaufmann ve Rita Wildegans — "Van Gogh'un Kulağı: Paul Gauguin ve Sessizlik Anlaşması" adlı kitaplarını yayımladı. İki bilim insanı, dönemin polis raporlarını, mektupları ve tanık ifadelerini inceledikten sonra şu iddiada bulundu: Van Gogh'un kulağı kavga sırasında, Gauguin'in kılıcıyla kesilmiş olabilir.

İddianın gerekçeleri şunlardı: Gauguin yetenekli bir kılıç ustasıydı. Olay gecesinde kavga sesleri komşular tarafından bildirildi. Gauguin olaydan sonra hızla şehri terk etti. Van Gogh ise Gauguin'i hiç suçlamadı — aksine onu korudu. Sonra mektuplarda her ikisi de olaydan tuhaf biçimde kaçındı. Bir tür sessizlik anlaşması var gibiydi.

"Sanat tarihinde bazı hikayeler o kadar uzun süre tekrarlanır ki gerçeğin yerini alır. Bu hikayelerden bazılarının altında daha karmaşık ve insani gerçekler yatıyor."

Karşı Argümanlar

Bu yeni teori sanat tarihçilerinin büyük çoğunluğu tarafından kabul edilmedi. Karşı argümanlar şöyleydi: Van Gogh kendisi hastane raporlarında ve mektuplarında olayı kendi yaptığını ima etti. Olay gecesi onu bulan polis raporları kendi yaralanması olarak kaydetti. Ve Van Gogh'un genel ruh hali — depresyon, paranoya, halüsinasyonlar — kendine zarar verme eğilimini destekliyordu.

Daha da önemlisi: 2016'da yapılan bir araştırma Van Gogh'un kulağının ne kadarının kesildiğini netleştirdi. Geleneksel anlatımda kulak küçük bir parça olarak alınmıştı. Yeni belgeler tüm kulağın kesilmiş olduğunu gösterdi — bu da kavga senaryosunda olabilecek bir yaralanmayla daha tutarsız hale getirdi. Bir kavgada bir kulağın tamamen koparılması son derece zor.

Asıl Mesele

Belki de gerçek hangi taraf kesinse de değildi. Asıl önemli olan: bu olay Van Gogh'un kişisel trajedisini değil, iki sanatçının yıkıcı dostluğunu da gösteriyordu. Van Gogh Gauguin'i bir mentor olarak kabul etmiş, onunla birlikte yaşamayı yıllarca hayal etmişti. İki ay süren beraberlik bu hayali yıktı. Ve bu yıkım Van Gogh'un kırılgan ruh sağlığını çöküşe götürdü.

Sonraki 18 ay Van Gogh'un en üretken dönemi oldu. Bu sürede Yıldızlı Gece, Ayçiçekleri'nin son versiyonları, kendi portreleri, sayısız manzara — yani bugün milyonlarca dolara satılan eserlerin büyük kısmı. Ama 1890'da kendine atış yaparak hayatına son verdi. 37 yaşındaydı.

Bilim mi, Spekülasyon mu?

Kaufmann ve Wildegans'ın iddiasının kanıtları dolaylı. Doğrudan tanık yok, fiziksel kanıt da yok. Ana kaynakları olayın ardından yazılan mektupların satır araları. Bu nedenle akademik dünyada ana akım haline gelmedi. Ama hikaye yine de değerli — çünkü en bilindik tarihi olayların bile alternatif okumalara açık olduğunu hatırlatıyor. "Herkes biliyor" cümlesi her zaman kanıt değildir.

Dostluğun Sonu

Gauguin Van Gogh'la bir daha hiç görüşmedi. 1903'te Tahiti'de ölürken sandığında Van Gogh'un mektupları vardı. Hayatının sonuna kadar onlardan ayrılmadı. Belki suçluluktan, belki sevgiden, belki ikisi birden. Bu da hikayenin asla tam olarak çözülemeyecek bir parçası.


Kaynaklar

  1. Wikipedia — Van Gogh's Ear
  2. Van Gogh Museum (Amsterdam)
  3. The Guardian — Kaufmann/Wildegans Tezi